" Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır. "

Ana Sayfa Ergoterapi Askeri Rehabilitasyon Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir?

Vietnam Savaşı sonrası bu alanda artan araştırmalar belirti ve bulguların tek spektrum içinde toplanabileceğini göstermiştir. Böylece ilk kez 1980 yılında savaş stres reaksiyonları “travma sonrası stres bozukluğu” başlığı altında DSM-III içerisinde yer almıştır. Travma sonrası stres bozukluğu sadece savaşla ilgili durumları tanımlamamış; ayrım yapmadan psikolojik travma odaklı genel bir durumu tanımlamıştır. Daha sonra DSM III-R (1987), DSM-IV (1996), DSM IVTR (2004)’te de yer almıştır. (1).

travma sonrası stres
travma sonrası stres

TSSB, DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karşılaşması, böyle bir duruma tanık olma gibi ağır travmatik olaylardan sonra ortaya çıkabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanmaktadır.

Semptomlar üç aydan kısa sürdüğünde ‘akut’, daha uzun sürerse ‘kronik’ travma sonrası stres bozukluğu adı verilir. Klinik açıdan önemli bir özellik de travmatik yaşantıdan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çıkan tiplerdir. Bunlara, ‘gecikmeli başlangıçlı’ adı verilmektedir.

DSM-IV’te travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları içerisinde değerlendirilmiştir. DSM-V’te ise travma ve stresörlerle ilişkili bozukluklar bölümü içinde akut stres bozukluğu ve uyum bozukluğu ile birlikte yer almıştır (2).

Epidemiyolojik ve klinik çalışmalar travma sonrası stres bozukluğu olgularına yaşam boyu %60-80 oranında en az bir psikiyatrik bozukluğun eşlik ettiğini göstermektedir. En sık rastlanan eş zamanlı tanılar alkol ve madde kötüye kullanımı ya da bağımlılığı, majör depresyon, basit fobi ve sosyal fobidir (1).

Etiyoloji

Travma sonrası stres bozukluğunun etiyolojisinde birden fazla etmenin yer aldığı düşünülmektedir. Stresör, temel ortaya çıkarıcı etken olmakla birlikte, aynı travmatik olayı yaşayan herkeste TSSB ortaya çıkmamaktadır. Stres kaynağının hasta için öznel anlamının önemi üzerinde giderek birleşilmektedir. Çeşitli etnik-kültürel, psikolojik, biyolojik, ailesel ve sosyal etkenlerin bozukluğun patogenezinde yeri vardır. 15 yaşından önce psikolojik travma yaşamış olma, sosyal desteğin yetersiz olması, psikiyatrik hastalığa yatkınlık, özellikle anksiyete bozukluğu ve majör depresyon gibi hastalıklar geçirmiş olma, 10 yaşına gelmeden aileden ayrılmış olma, yatkınlığı gösteren faktörler olarak düşünülmektedir.

DSM-IV’e göre TSSB gelişmesine neden olacak travmalar, askeri çatışmaya katılma, saldırıya uğrama, işkence, savaşta esir düşme, toplama kamplarında bulunma, doğal ya da insanların neden olduğu felaketlerle karşılaşma, ciddi trafik kazaları, yaşamı tehdit edici bir hastalık tanısı alma gibi olağan dışı travmatik olaylardır. Travmatik olay, insan tarafından yapılmış ise hastalığın gelişme riski, şiddeti ve süresi daha fazla olmaktadır.

Bazen de sıradan gibi görünen ya da çoğu insan için bir felaket gibi görünmeyen olaylar, söz konusu olayın kişi için öznel bir anlamı olması nedeniyle travma sonrası stres bozukluğuna neden olabilmektedir. Travma sonrası stres bozukluğunun gelişme riskini, stresörün şiddetini arttıran ve kişinin yatkınlığı olduğunu gösteren etkenler belirlemektedir (3).

Semptomlar

– Olayla ilgili görüntüleri zihinden uzaklaştıramama
– Olayı yeniden yaşama
– Korkulu rüya görme
– Hatırlatıcılardan uzak durma
– İlgilerin azalması
– İnsanlardan uzaklaşma
– Hissizleşme
– Uyku problemi
– Çabuk sinirlenme
– Unutkanlık ve dikkatini toplayamama
– Her an tetikte olma
– İrkilme
– Hatırlatıcılarla ilgili sıkıntı duyma
– Olayla ilgili düşünce, duygu ve anılardan kaçınma
– Olayla ilgili anımsama zorlukları
– Ölüm karşısında anlamsızlık yaşama
– Olayı hatırlayınca fiziksel belirtiler yaşama
– Suçlu hissetmek
– Üzüntülü ve kederli hissetmek
– Hayattan zevk alamama
– Geleceğe dair umutsuzluk
– Kendini öldürme düşünceleri
– Gündelik işlerde güçsüzleşme (5).

Risk Faktörleri

Kadın olmanın, etnik bir azınlıktan olmanın, düşük eğitim seviyesinin, bekar olmanın, çalışmıyor olmanın, daha az sosyal desteğe sahip olmanın, başka travmalara maruz kalmış olmanın, kronik tıbbi rahatsızlıklar ya da psikolojik bozuklukların, evsizliğin, önemli ve zorlayıcı yaşam olaylarına maruz kalmış olmanın TSSB gelişimi açısından risk faktörleri olduğu bildirilmektedir (4).

Kaynakça: 

  1. Özdemir B, Çelik C, Özmenler KN, Özşahin A. Savaş Stres Reaksiyonlarının Tarihsel Gelişim Süreci. TAF Preventive Medicine Bulletin, 2010; 9(1): 63-70.
  2. Özten E, Sayar GH. Eşik Altı Travma Sonrası Stres Bozukluğu. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2015; 7(4): 348-355.
  3. Özgen F, Aydın H. Travma Sonrasi Stres Bozukluğu, Klinik Psikiyatri, 1999; 1: 34-41.
  4. Eşsizoğlu A, Aydın H, Bülbül İ. Terörist Saldırılar Sonrasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Bir Gözden Geçirme. Klinik Psikiyatri, 2009;12: 99-104.
  5. Güloğlu B, Karaırmak Ö. Güneydoğu Gazilerinde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Gelişimi. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2013; 14: 237-44.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

EN POPÜLER YAZILAR

Çocuklarda Nöromotor Gelişim

Nöromotor gelişim sinir ve kas kontrolünün kazanılmasını ifade eder. Nöromotor gelişimin normal olabilmesi için sinir sisteminin ve kas sisteminin normal olması gerekir. Çocuğun nöro-motor...

Özel Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) Problemi Olan Çocukların Aileleri İçin Öneriler

Özel öğrenme güçlüğü (disleksi) özel bir uzmanlık gerektirir. Bu yardım öğretmenlerden beklenmemelidir. Gerekli tıbbi ve psikolojik ölçümler yapılmalı, psikoeğitim ve psikiyatrik destek sağlanmalı ve...

Disleksi Nedir?

Disleksi, yaşa uygun zeka seviyesi, eğitim ve çevresel koşullara rağmen, okumayı öğrenme, doğru ve akıcı okuma ve okuduğunu anlamada yaşanan beklenmedik ve hayat boyu...

Dürtüsellik Nedir?

Dürtüsellik, ortama uygun olmayan veya aşırı riskli, yeterince planlanmamış ve genelde istenmeyen sonuçlara yol açan çeşitli davranışları kapsar. Ayrıca, dikkatsizlik sabırsızlık, yenilik arama, risk...

EN SON YORUMLAR